30.04.2016

ÇAMLICA CAMİİ VE KÜLLİYESİNİN ÖZELLİKLERİ









ÇAMLICA CAMİİ VE KÜLLİYESİNİN ÖZELLİKLERİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde 6 Ağustos 2013 tarihinde temelleri atılan Çamlıca Camisi inşaatı 1 Temmuz 2016 tarihinde açılıp kadir gecesinde kılınan teravih namazı ile hizmete girmiştir.



57.500 m²’lik bir alana konumlanacak olan eser, sadece cami olarak değil, eğitim ve kültür merkezi olarak da hizmet veren külliyenin özellikleri ise şunlardır:

·        Türkiye tarihinin en büyük cami yapım projesidir.
·        Cami olarak yaklaşık 15.000 m2’lik bir alanı kaplamaktadır.
·        Anadolu Yakasının Boğaz’a bakan mevkiinde 268 metrelik rakım üzerinde bulunmaktadır.
·        Eserde bulunan altı minarenin dört tanesinin yüksekliği 107,10 m; diğer iki minare ise avlu kısmında ve 90 metre yüksekliğindedir. Caminin ana kubbesi yerden 70.70 m yüksekte ve 34 m çapındadır.
·        İrili ufaklı 70 kubbeden oluşmuştur.
·        Caminin bir ana kubbe ve onu destekleyen 4 yarım kubbenin oturduğu 4 ayak üzerinde bir kubbe yapısı vardır.
·        Caminin kapalı alanında aynı anda 37 bin 500 kişinin ibadet yapabilecektir.
·        50 bin kişinin aynı andı ibadet edebileceği caminin herhangi bir afet anında kapalı alanlarıyla 100 bin kişiye ev sahipliği yapabilecek büyüklüktedir.
·        1 Temmuz 2016 tarihinde Ramazan ayında Kadir Gecesinde açılmıştır.
·        Caminin üzerinde oturduğu kültür merkezinde yaklaşık 11 bin metrekarelik Türk-İslam eserlerinin yer alacağı müze, 3 bin 500 metrekarelik sanat galerisi, 2 bin 750 metrekarelik ağırlıklı araştırmacılara yönelik ihtisas kütüphanesi, 3 bin 500 metrekarelik 1000 kişilik konferans salonu vardır.
·        Caminin çevresinde 24.000 m² içerisinde yürüyüş yolları, oturma grupları, çocuk oyun parkları, süs havuzları vs’den oluşan peyzaj alanı planlanmıştır.
·        Projede sadece ticarethane ve market yoktur.
·        Gelen misafirlerin araç park ihtiyacını karşılaması için de yapının içerisinde dört katlı yaklaşık 3.500 araç kapasiteli otopark bulunacaktır.
·        Proje mimarı Hacı Mehmet Güner’dir.
·        Konferans Salonu kapasitesi 1000 kişilik olup, her türlü teknik donanıma sahip olarak hazırlanmaktadır.
·        Yaklaşık 2750 m²’lik bir alana kurulan ihtisas kütüphanesi olarak tasarlanan kütüphanenin hem İstanbul’a hem de dünyaya farklı değerler katacağı düşünülüyor.

·        Türk İslam tarihine kaynaklık edebilecek, akademik ve kültürel anlamda yararlanılabilecek Geleneksel Türk İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Camii içinde yaklaşık 11.000 m²’lik bir alana,  sahip olacaktır.



KILINAN İLK TERAVİH NAMAZINDAN KARELER














27.04.2016

DOĞUM GÜNÜ PARTİLERİNİN TARİHÇESİ: HAPPY BİRTHDAY TO YOU









DOĞUM GÜNÜ PARTİLERİNİN TARİHÇESİ: İLK NE ZAMAN YAPILDI?

Günümüz insanlarının her sene kutladıkları doğum günü âdeti tarihte ilk olarak Mısır’da MÖ. 3000 yıllarında yaşamış bir Mısır firavununa aittir. O zamanlarda doğum günü kutlaması yaşanılan çevrede yapılıyor, eş, dost, hizmetçiler hatta köleler bile kutlamaya katılıyor, günün şerefine tutuklulara af çıkıyor, esirler serbest bırakılıyordu.



Doğum günü partileri, Mısır ve Babil hükümdarlık ailesinin erkek çocuklarının doğum günlerini bir yere kaydetmesiyle kutlanmaya başlandı. Bu gelenek sonradan diğer soylu sınıfına yayıldı.



Doğum gününü kutladığını bildiğimiz ilk kadın da, sevgilisi Marcus Antonius’la davetlileri kabul eden ve davetlilere değerli armağanlar veren Kleopatra’dır.

Doğum günü kutlama âdeti sonraları Mısır’dan Yunanlılara geçti. Yunanlılar mevcut âdetlere bir de pasta kesme âdeti ekledi. Ay'ın ve avcılığın tanrıçası Artemis için her ayın 6. günü yeniden doğuşunun şerefine kesilen pastaya ay ışığını simgeleyen mumların ilavesi de bu devirde olmuştur.

Dikkat çeken husus bu dönemde sadece erkeklerin doğum günü kutlanırdı.

Daha sonraları Hıristiyanlık öncesi Roma'da ise imparatorların ve önemli devlet adamlarının doğum günleri Senato kararı ile milli bayram ilan edilmiştir. Sezar'ın doğum günü ise tam bir festivale dönüştürülmüştür.

Hıristiyanlığın doğuşu ile birlikte tüm doğum günü kutlama adetleri hep birlikte yok olmuşdur.

İlk Hristiyanlar bu dünyanın zalim ve acımasız bir yer olduğuna inanıyorlardı. Bundan dolayı doğum gününü değil, ölüm gününü kutlamayı ihdas ettiler. Hıristiyanların kutladıkları yortu (kutlama) günleri onların azizlerinin ölüm günleridir. Zira onlar ölümün gerçek hayata doğmak olduğu şeklinde yorumluyorlardı.

MS.245 yılında din adamları Hz. İsa'nın doğum gününü kendilerince kesin olarak tespit ettiklerini sandıklarında bile kilise, bunun Mısır ve putperestlerden gelen bir uygulama olduğunu ileri sürerek, bir firavun gibi doğum günü kutlamanın günah olduğunu açıklamıştı.

Kilise'nin doğum gününe bakış açısı 4. yüzyıldan sonra değişmeye başladı. Bu arada Hz. İsa'nın doğum günü tarihi üzerinde 25 Aralık olarak anlaşmaya varılınca, bu günün 'Christmas' (Noel) olarak kullanılmasına başlanıldı.

Doğum günü âdetinin, kadınlar ve çocuklar da dâhil tüm aile bireylerini kapsayacak şekilde uygulanabilmesi için ise bir 800 yıl daha geçmesi gerekti. Avrupa'da günümüzdeki anlamı ile doğum günü kutlamaları ancak 12. yüzyıldan sonra başlamıştır.

Happy Birthday to You

Happy Birthday to You” şarkısı ilk kez 1893’te “Good Morning to All” başlığıyla Song Stories of the Kindergarten adlı kitapta yayınlandı.



Kentuckyli iki kız kardeş, çağdaş kreş-çocuk eğitiminin öncülerinden Mildred (öl. 1946) ve Patty Smith Hill (öl. 1906) tarafından yazılan şarkı, kreşe gelen küçüklere karşılama olarak yazılmıştı.


1924’te Robert H. Coleman yayımladığı şarkı kitabında, şarkının adını ve ilk kıtasını değiştirmemiş fakat ikinci kıtaya Happy Birthday to You” satırını eklemişti.

1934’de Broadway’de oynanan As Thousands Cheer müzikalinde şarkı söylenince, kardeşlerin üçüncüsü dava açtı ve ablaları şarkının 16 Ekim 1893’te patentini almış oldukları için davayı kazandı. Sonuçta şarkının her ticari çalınışında telif hakkına sahip oldular.


Böylece, şarkı Broadway oyunundan çıkarıldı, telefonla yarım milyon kişiye doğum günü şarkısı göndermiş olan Western Union şirketi bu hizmetini kaldırdı. Fakat doğum günü şarkısı olarak melodi ve sözler dünya çapında yaygınlaştı.

25.04.2016

VECİHİ HÜRKUŞ KİMDİR? - İLK TÜRK TAYYARESİ









VECİHİ HÜRKUŞ KİMDİR? - İLK TÜRK TAYYARESİ

İlk sivil ve askeri uçağı yapan ilk özel havayolu şirketini kuran ve aynı zamanda ilk düşman uçağını vuran adam: Vecihi Hürkuş…

(İlk Uçuşunu Gerçekleştirirken)


6 Ocak 1896 yılında, İstanbul’da doğmuştur. Bebek sayılabilecek yaşlarda iken babası ölmüş, amcası Ahmed Şekür Bey’in yanına ailesiyle sığınmıştır.

İlkokulunu Bebek’te okumuş, sonra ise sırasıyla Üsküdar’da Füyuzati Osmaniye Rüştiye’sinde ve Üsküdar Paşakapısı İdadi ’sinde öğrenim görmüştür. Bir süre sonra, sanata olan merakı ve isteği nedeniyle de, Tophane Sanat Okulu’na geçmiş ve burayı bitirmiştir.

(Resim: Balkan Savaşı)


1912’de yaşanan Balkan Savaşı’na, eniştesi olan Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak katılmıştır. Balkan Savaşı’ndan sonra ise, Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandan olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, makinist sıfatıyla Bağdat’a gönderilmiştir. Gönderildiği yerde, 1916 yılının Şubat ayında bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a dönmüştür. Yeşilköy’deki Tayyare Okulu’na girmiş, burada tayyareci olmuştur.

Vecihi Hürkuş, pilot olarak ilk uçuşunu 21 Mayıs 1916 tarihinde gerçekleştirmiştir. 15 Kasım 1916 tarihinde ise, tayyarecilik tahsilini başarıyla noktalamış ve pilot diplomasını almıştır.

(Düşen Rus Uçağı)


1917 yılının sonbaharında, Ruslara karşı savaşmak üzere Kafkas Cephesi’ne, 7. Tayyare Bölüğü’ne atanmıştır. Burada oldukça başarılı keşif ve bombardıman uçuşları gerçekleştirmiştir. Kafkas Cephesi’nde girdiği bir hava muharebesinde, bir Rus savaş uçağını düşürerek, uçak düşüren ilk Türk tayyareci olmuştur.



1917 Ekim ayında, bir hava savaşında yaralanıp düşürülmüş, esir olacağını anlayınca, düşmana teslim etmemek için uçağını yakmıştır. Azeri Türkleri’nin yardımıyla Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’ndan yüzerek kaçmış, beraber kaçtığı istihkâm Teğmeni Salih Bey ile 2,5 ay süren kara yolunu yaya olarak tamamlamıştır. Süleymaniye üzerinden Musula geldikten sonra yurda dönüp, 1918 yılı yaz başlarında Yeşilköyde bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğünde görev almıştır.

Bu zaman zarfında, bir av uçağı tasarımı yapan Vecihi Hürkuş’un projesi, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması nedeniyle yarıda kalmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında, Vecihi Hürkuş, Sivil Pilot olarak başarıyla görev yapmıştır. Özellikle İnöve Sakarya savaşları sırasında, çok başarılı keşif ve destek uçuşları yapmıştır. Bu uçuşlardan birinde, bir Yunan uçağını da indirmiştir.

(Kurtuluş Savaşının İlk ve Son Uçuşu)


Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan pilot olarak da havacılık tarihine geçmiştir. İzmir (Gaziemir – Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgal eden kişi de, Vecihi Hürkuş’tur.



Vecihi Hürkuş’a, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Bununla birlikte, TBMM tarafından 3 kez takdirname verilmiştir. Bu başarısı ile de, 3 takdirname verilen tek kişi olma unvanına da sahip olmuştur.

İLK YERLİ UÇAK VE İLK CEZA



Kendi ürettiği ilk uçağında, 1923 yılında Yunanlılardan savaş ganimeti olarak elde edilen motoru ve bazı parçaları kullanmıştır. Aynı zamanda bu uçak, imal edilen ilk Türk uçağıdır. 28 Ocak 1925 tarihinde, “VECİHİ K-VI” adını verdiği uçağını uçurmuştur. Ancak, bugün gururla anlatılan bu olay, izinsiz uçuş yaptığı için, Vecihi Hürkuş’a ceza getirmiştir. Uçuş için istediği izin nedeniyle bir heyet toplanmış, ancak havacılıktan pek de anlamayan kimselerce izin işi geciktiği için, çeşitli telkinlerle uçuş kararı alan Vecihi Hürkuş’a, heyet tarafından ceza verilmiştir. Bu ceza, havacılık tarihi açısından, bir dönüm noktasıdır.

(Ceza Almasına Neden Olan Uçuş)


Ceza aldıktan sonra istifa ederek hava kuvvetlerinden ayrılıp, Ankara’ya giden Vecihi Hürkuş, yenice kurulmakta olan Türk Tayyare Cemiyeti’ne (T.T.C.) katılmıştır. Vecihi Bey, bu cemiyete bağışlamak için yaptığı uçağı geri almaya çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştır.


Bu arada Vecihi Hürkuş Avrupa’ya gider ve Atlantik Okyanusu’nu geçmesi istenir. Ancak Fransız Aero kulübü’nün baskıları sonucu bu teklif geri çekilir.



Milli Savunma Bakanlığı Kayseri’de, Tayyare ve Motor Anonim Şirketi adında bir uçak fabrikası kurmak ister. Kısa adı TOMTAŞ olan fabrika, uçak yapımı için Hürkuş ile anlaşır. 1927 senesinde Ankara – Kayseri arasında ulaşım uçuşları yapar. Bu uçuşlar Türkiye’nin ilk hava yolları uçuşları sayılabilir. Hürkuş, TOMTAŞ’a Junkers A-35 uçaklarının yakıt deposuna ilave yaparak Ankara – Tahran uçuşunu gerçekleştirmek istediğini söylemiş. Bu sayede üretimi arttırarak yabancı devletlere de uçak satabilme fikrini ortaya koymuştur. Ancak TOMTAŞ kabul etmemiş ve 1928 senesinde iflas etmiştir.



Çekoslovakya - Yaşasın Türk Tayyareciliği



1930 yılında Kadıköy’de, bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay gibi bir sürede, ilk Türk sivil uçağını, kendisinin de ikinci uçağı olan “VECİHİ XIV”‘ü inşa etmiştir. Bu uçakla ilk uçuşunu, 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de gerçekleştirmiştir. Ardından, VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra da Ankara’ya uçmuştur.

Uçabilirlik Sertifikasını alabilmek için, İktisat Bakanlığı’na başvurmuş, ancak 14 Ekim 1930’da Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir, cevabını almıştır. Bu cevap üzerine, istenen belgenin alınması amacıyla, uçak sökülerek Çekoslovakya’ya gönderilmiştir. Hürkuş, 6 Aralık 1930da Prag’a vardığında, parçalanmış tayyare henüz gelmemiştir. Birçok prosedür, montaj ve çeviri işlemlerinin ardından, tayyarenin uçuş kontrolü tamamlanmıştır.

Vecihi Hürkuş, 23 Nisan 1931de, Çekoslovakyalı yetkililerin düzenlediği bir törenle, başköşesinde Yaşasın Türk Tayyareciliği yazan bir pankartla onurlandırılarak, uçuş izni almıştır. 25 Nisan 1931de Çekoslovakyadan uçuşuna başlamış, 5 Mayıs 1931de Türkiyeye ulaşmıştır.



1932 yılında, “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi” isimli, ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açmıştır. Okulda, ilk Türk kadın pilotu olan “Bedriye Gökmen” ile beraber, toplam 12 pilot yetiştirmiştir.



Nuri Demirağ, uçak yapımı için Hürkuş’a 5000 TL verir. 1933 senesinde Hürkuş, adı Nuri Bey olan Vecihi K-16 uçağını yapar.


Havacılıktan uzun yıllar ayrı kaldıktan sonra 1947’de Kanatlılar Cemiyeti’ni ve yine aynı adla Kanatlılar Dergisi’ni kurar.

1954 yılında ilk Türk sivil havayolu şirketi olan Hürkuş Havayolları’nı kuran da, Vecihi Hürkuş’tur. Türk Hava Yolları’nın seferden kaldırmış olduğu uçaklardan sekiz tayyare, Ziraat Bankası’ndan kredi kullanılarak satın alınmıştır. Ancak kazalar, kaçırılmalar, sabotajlar vb. aksilikler sonucunda, Hürkuş Hava Yolları’nın uçakları uçuştan men edilmiştir. Bu kötü gelişmeye rağmen, elinde kalan son uçağını (TC-ERK), Maden Tetkik Arama Enstitüsü adına kullanarak, Güney Doğu Anadolu’da toryum, uranyum ve fosfat arama faaliyetlerinde görev almıştır.



Hayatının sonlarına doğru çok sıkıntı çekmiş, borçlandırılmaya sürüklenmiş, icra takipleri ve davalarla boğuşurken, vatana hizmet nedeniyle kendisine bağlanan çok yetersiz maaşına bile haciz konulmuştur.

Ankara’da anılarını yazdığı zaman diliminde, beyin kanamasından komaya girmiştir. Hayatı boyunca havacılıkla uğraşmış olan Vecihi Hürkuş, insanoğlunun aya ayak basmak üzere Dünya’dan ayrıldığı tarihte (16 Temmuz 1969), Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde, hayata gözlerini yummuştur.




Ölümünün ardından, Ankara / Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Gazeteci Turgay Güler'in Vecihi Hürkuş'a yapılan saygısızlığı dile getirdiği video aşağıdadır.



Çankaya Üniversitesinden belgesel...

GENERAL MOBİLE TARİHÇESİ: TÜRK ŞİRKETİ Mİ?









GENERAL MOBİLE TARİHÇESİ: TÜRK ŞİRKETİ Mİ?



General Mobile, evrensel teknolojiyi yakından takip ederek uluslararası bir marka yaratmak düşüncesiyle 2005 yılında Amerika'da kurulmuştur.

General Mobile, ABD patentli, Muzaffer Gölcü'nün genel müdürlük yaptığı Amerika'da kurulan, İstanbul merkezli bir cep telefonu ve tablet markası olan Türk şirketidir. Yani firma yerli ama üretim yerli değil. Şirketin sahibi ve yönetim kurulu başkanı Sebahattin Yaman’dır.




Marka, en çok çift sim kartlı telefonlarıyla tanınmaktadır. Dünyanın ilk 3G teknolojisine sahip çift hatlı telefonu DST3GCOOL ile Plus X 2008 Teknoloji Ödülleri'nden 'Yenilikçi Ödülü'nü almıştır.

24.04.2016

OSMANGAZİ KÖPRÜSÜNÜN ÖZELLİKLERİ: KAÇ METRE, NEREDE…









OSMANGAZİ KÖPRÜSÜNÜN ÖZELLİKLERİ: KAÇ METRE, NEREDE…

Osmangazi köprüsü, İzmit ve Yalova arasını birbirine bağlayan, 2682 metre toplam uzunluğa sahip Körfezdeki ve Marmara denizindeki en uzun köprüdür.



Osmangazi köprüsü, Türkiye’nin en uzun, dünyanın 4. en uzun köprüsüdür. Köprünün maliyeti yaklaşık 1.1 milyar dolardır. İstanbul-İzmir otoyol projesinin bütçesi ve yapım maliyeti 9 Milyar dolardan daha fazladır. Bu şekli ile Osmangazi köprüsü (otoban yolları dâhil) Türkiye’nin 2016 yılında yaptığı en pahalı yatırımdır.



Osmangazi köprüsü İzmit ile Yozgat arasına kurulan ve şimdilerde, İstanbul ile İzmir illerinin arasının 8-9 saatlik yol güzergâhının 3 buçuk saate indirilmesi ile ilgili kapsamlı yol çalışmalarının sadece bir ayağı olan önemli bir köprüdür. Yapılan son aşamalarından sonra ölçümlerde köprü ile ilgili ayrıntılar şunlardır:

·        Su üzerindeki uzunluğu: 1500 metre
·        Köprü ayaklarının birbirine uzaklığı: 500 metre
·        Deniz seviyesinden köprüye olan yükseklik: 64 metre
·        Toplam uzunluk: 2682 metre
·        Köprü direklerinin deniz içi dâhil toplam yüksekliği: 236 metre
·        Köprünün genişliği: 36 metre
·        Kullanılan tel halatların toplam uzunluğu 80 000 kilometredir.



Osmangazi köprüsü bilet fiyatları köprü geçişinde $35+KDV (120TL) olarak belirlenmiştir. Köprünün açılış günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan müjde vererek bilet fiyatlarını 89 ₺ olarak değiştirmiştir.



Kavisin sebebi 'Kuş Oteli'

İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu Projesi'nin en büyük ayağını oluşturan Osman Gazi Köprüsü'ne kavis verdiren ve 113 göçmen kuş türüne konaklama imkânı sunduğu için "kuş oteli" olarak bilinen Hersek Lagünü, yılın her döneminde ilgi görüyor.


İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu Projesi'nin en büyük ayağını oluşturan Osman Gazi Köprüsü'ne, kuş türlerinin yaşadığı "Hersek Lagünü" için kavis verildi. Göçmen kuşların konaklama noktası olan Hersek Lagünü, Osman Gazi Köprüsü'nün şeklini belirlerken, sulak alanın bu çalışmayla göçmen kuşlara gelecek yıllarda da ev sahipliği yapması sağlandı.


39 ayda tamamlandı, 8 bin işçi çalıştı.




TÜRKİYE'NİN İLK BAŞÖRTÜLÜ KAYMAKAMI KİMDİR?









TÜRKİYE'NİN İLK BAŞÖRTÜLÜ KAYMAKAMI KİMDİR?

Türkiye'nin ilk başörtülü kaymakamı Eskişehir'in Sarıcakaya ilçesi Kaymakamı olan Neslihan Kısa’dır.



NESLİHAN KISA KİMDİR?

Neslihan Kısa, 1991 yılında Giresun'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamlayan Kısa, 2009 yılında kazanmış olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden 2013 yılında fakülte birincisi olarak mezun oldu.


İçişleri Bakanlığı'nın açtığı Kaymakam adaylığı sınavına katıldı ve 2015 yılında Kocaeli Kaymakam adayı olarak mesleğe intisap etti. Kocaeli'nin Gölcük ve Yalova'nın Altınova ilçesinde kaymakam refikliği stajını tamamlayan Kısa, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 1 Mart 2016 tarih ve 4173 sayılı yazısı ve bakanlık makamının 29 Şubat 2016 tarihli onayı ile Sarıcakaya Kaymakam Vekili olarak görevlendirildi. Kısa, 07.03.2016 tarihi itibariyle Sarıcakaya ilçesinde görevine başlamıştır.

Designed by Templateism.